Bir şehrin kaderi, betonla değil insanla yazılır.
Planlarla, ihalelerle, projelerle değil; o projelerin içinde yaşayan insanların yüzündeki ifadeyle ölçülür. Kütahya bugün tam da böyle bir eşikte duruyor. Kâğıt üzerinde güzel görünen her şeyin, sokakta aynı karşılığı bulup bulmayacağı sorusu büyüyor. Sizce kâğıt üzerindekiler ile gerçekler birbiri ile örtüşüyor mu?
Kentsel dönüşüm konuşuluyor. Yeni binalar, geniş yollar, modern mahalleler. Bunların hepsi kulağa hoş geliyor ama her dönüşüm, önce insanın içindeki korkuyu ya da umudu büyütür. Bir mahalleyi yıkıp yeniden yapmak kolaydır; o mahallede kurulan hayatı, komşuluğu, güven duygusunu yeniden kurmak ise zordur. Çünkü şehir dediğimiz şey, harita üzerinde çizilmiş parseller değil; aynı kapıyı yıllarca çalan insanların oluşturduğu görünmez bağdır. En azından bizim çocukluğumuzda öyle idi.
Bir başka köşede, kura salonlarında umutla bekleniyor. Her çekilişte bir isim okunuyor ve o an bir ailenin kaderi değişiyor ama aynı anda onlarca insanın içinden bir sessizlik geçiyor. Bu yüzden konut meselesi sadece bir anahtar teslimi değildir; adalet duygusunun dağıtımıdır. İnsanlar ev kadar, o evin kendilerine adil biçimde verildiğine de inanmak ister. Çünkü adalet yoksa anahtar kapıyı açsa bile huzuru açamaz.
Güvenlik başlıkları da aynı şekilde, rakamlarla değil, hislerle ölçülür. Vatandaş istatistikleri değil, akşam sokaktan dönen çocuğunun yüzündeki rahatlığı önemser. Bir şehirde huzur varsa, o huzur basın bültenlerinde değil; mahalle aralarındaki sessizlikte, parkta oynayan çocukların kahkahasında görünür. Dedim ya en azından bizim çocukluğumuzda böyleydi.
Bütün bu gündemlerin arasında, bir topun peşinden koşan on bir oyuncu vardır. Kütahyaspor’un kazandığı bir maç, bazen bütün bu karmaşık gündemleri birkaç saatliğine unutturur. Çünkü spor, bir şehrin aynasıdır. İnsanlar o aynada kendilerini görmek ister: güçlü, ayakta, umutlu.
Aslında bütün mesele tek bir cümlede toplanıyor: Şehirler projelerle değil, adaletle büyür. Binalar yükseldikçe değil, insanlar huzur buldukça gelişir.
Kütahya’nın önünde duran asıl soru da budur: Yapılan her iş, alınan her karar, atılan her adım… Bu şehirde yaşayan sıradan insanın hayatını gerçekten kolaylaştırıyor mu?
Çünkü Kütahya’nın asıl sahibi, tabelalardaki isimler değil; o tabelaların altından her gün geçen insanlardır ve bu şehir, en çok onların kalbinde ayakta kalır.
Sevgiyle kalın…
LAFIN KISASI
Adalet yok olursa, her türlü melanet yola revan olur… MEHMET YAYLIOĞLU







